Primary Color

Secoundary Color

Layout Mode

Body Background style

Select Background Color

Select Background Image

Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve Türbesi (Seyitgazi)

SEYİTGAZİ/ESKİŞEHİR

Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve Türbesi (Seyitgazi)

SEYİTGAZİ/ESKİŞEHİR


Sandıközü İlaçlama !

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü ile ortak yürüttüğümüz çalışmalar esnasında ekiplerimiz tüm mahallelerimizde gece gündüz haşere ve sinek ilaçlama çalışmalarına devam ediyor.

Devamı

Kadınlarımız'ın Yanındayız !

Mahallelerimizde ki kadınlarımız ilçe pazarımız da yaz kış demeksizin hava koşullarından etkilenmeden doğal ürünlerini sergilesinler diye elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz.
#ÜreticiKadınlarımızaDestek
#SeyitgaziÇokGüzelOlacak
#KadınlarımızlaElEle

Devamı

SON DAKİKA


Fadime SÖĞÜTLÜ

Münevver KOCA

Kınalı gençler askere uğurlandı

Kırkalılar iftarda bir araya geldi

Miniklere mesleki eğitim

GÖRÜŞLERİNİZ İÇİN BİZE ULAŞIN.

SEYİTGAZİ'NİN TARİHİ

Nacoleia (Seyitgazi), Roma döneminde kent isyanlarına sahne olmuş bir yerleşim merkezidir. Hristiyanlık ve mezhep ayrılıkları bu çatışmaların temelini oluşturur. Tarihçiler, İmparator Julianos’un, 361’de Pers Seferi’ne çıkmak üzere Antiocheia (Antakya)’ya giderken Nacoleia’da bir süre kaldığından da söz etmektedirler. 366’da Procopius, İmparator Valens’e karşı ayaklanır. Ancak, Procopius Nacoleia yakınlarında yakalanır ve öldürülür. Roma İmparatoru Arcadius zamanında (395-408)’da Nacoleia’da Tribigild komutasındaki Got garnizonu karışıklıklar çıkarır ve Nacoleia’yı ele geçirir. Kaynaklarda Seyitgazi’nin adının, Bizans döneminde de Nacoleia olduğunu görüyoruz. Seyitgazi, en erken V. yüzyılda Bizans yerleşimine sahne olmuştur. Bizans kalıntılarında karakteristik V. ve VI. yüzyıl özellikleri görülmektedir. Seyyid Battal Gazi Külliyesi’nde görülen devşirme malzeme bunu kanıtlamaktadır. Bu döneme ait en iyi örnekleri, sur kalıntıları ve mezarlar oluşturmaktadır.

Battal Gazi Külliyesi

Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve Türbesi (Seyitgazi)

Söylenceye göre Seyyid Battal Gazi’nin kabri bir rüya sonucunda bulunur. I. Alaeddin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun buraya önce bir türbe, ardından cami yaptırır. Günümüzdeki külliye türbe etrafında şekillenir. Osmanlılar, türbe ve camiye medrese, imarethane, tekke ve dergâh eklemişlerdir. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren II. Beyazıt ve Sultan I. Selim tarafından tamir edilen yapılar eklentilerle zenginleştirilir. Kanuni Sultan Süleyman, İran’a yaptığı seferler sırasında Seyitgazi’yi ziyaret eder, külliyeye bazı ilaveler yaptırır. Irak Seferi’ne giderken ordusu Seyitgazi’de konaklar ve Matrakçı Nasuh’a Seyitgazi minyatürü yaptırır. IV. Murat ise Revan Seferi sırasında buraya bir kervansaray yaptırır.

Seyitgazi, İstanbul-Bağdat-Hicaz yolunda yer alır ve hac yolculuğuna çıkanların da konaklama noktası olur. Bu durum dinî anlamda Seyitgazi’nin önemini artırır.

Külliye, medresesi ile İslami ilimlerin öğretildiği merkez olur. Külliye, önce Kalenderi dervişlerinin, sonra Bektaşiliğin merkezi hâline gelir. Rivayet odur ki Hacı Bektaş-ı Veli külliyeyi ziyaret eder ve Orhan Gazi’den burayı imar etmesini ister. Orhan Gazi, bin adet ev halkı oturtarak Seyitgazi’yi büyütür. Bu vesile ile külliye Bektaşilerin önemli bir ziyaretgâhı hâlini alır. Seyyid Battal Gazi veli, gazi ve seyit sıfatlarıyla her mezhep ve tarikattan bütün Müslümanların oldukça değer verdiği birleştirici bir isim olur.

Sücaeddin-i Veli Külliyesi

Şeyh Sücaeddin-i Veli Külliyesi ve Türbesi (Seyitgazi)

Sultan Şucâeddin hakkında çok önemli bilgiler veren Velâyetnâme-i Sultan Şucâeddîn’e göre 15. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, Çelebi Mehmed, II. Murad dönemlerini görmüş, Rum Abdalları zümresine mensup önemli bir alp-eren gazidir. Şeyh Şucâ Menkıbesi’nde anlatılanlara göre Bursa, Kütahya, Manisa dolaylarındaki zaviyelerde yaşayan şeyhlerin onunla çok iyi ve saygı temelli bir ilişkisi vardır. Buralar eski Germiyanoğulları ve Saruhanoğullarının bulunduğu yerler olup Babâî ayaklanmasının arkasından gizlenmek için denetimin daha az olduğu bu bölgelere yerleşmişlerdir. Şeyh Şucâ’nın Abdal Hakkı, Abdal Mecnun, Abdal Yakup ve Abdal Mehmed gibi muhtemelen Babâîlerin yaşayan şeyhleri ile ilişkisi vardır. Şeyh Şucâ’nın yörede yaşayanlar dışında daha sonra Balkanlardaki birçok faaliyetleri bilinen Otman Baba gibi derviş ve şeyhlerle de ilişkisi bulunmaktadır. Otman Baba’nın Balkanlara gitmeden buralarda dolaştığı ve Şeyh Şucâ’yı pîr olarak kabul ettiği menkıbesinde anlatılmaktadır.
 
Sultan Şucâ sadece şeyh ya da yerel halkla ilişkili değil, yüksek Osmanlı komutanları ile de ilişki içerisinde olmuş, Timurtaş Oğlu Ali Bey onun müridi olmuştur. Şucâ Baba müritleri ile birlikte Rumeli’de gazalara katılır. O aynı zamanda derviş bir gazidir. Faaliyet sahası Kuzey Bulgaristan yönünde bulunan Timurtaş Paşa’nın yanında Şeyh Şucâ ile birlikte Üryan Baba da bulunur. Bu bölge Sarı Saltuk’un Rumeli’ye ilk geçişinden beri Babâîlerin çok yoğun olarak bulunduğu bölgelerdir. Şeyh Şucâ döneminde, Seyitgazi çevresindeki Babâîlerin buradaki faaliyetleri yeni bir canlılık getirir, yörede Babâîlik oldukça güçlenir. Rumeli’de Şucâeddîn’in müridlerinin “Üryan Şucâîler” olarak anıldığı bilinir. Üryan Şucâîler “Alp- Eren”, “Gazi-Veli”lerin yanında bu savaşlarda oldukça önemli işlevlere sahiptir. Yine Velâyetnâme’ye göre, yanındaki abdalları 200- 300 arasında değişen ve içlerinde nüfuzlu babalar bulunan Sultan Şucâ, genellikle köyün içinde değil daha ziyade köyün civarında oturur. Yazları bir yerden diğer yere giden Sultan, kışları bir mağarada geçirmektedir. Ancak daha sonra Sultan Şucâeddin’in Seyitgazi’de bir tekke yaptırarak bu tekkede yerleştiği de anlaşılır. Sultan Şucaeddîn, bütün yaz durmadan dolaşan, kışın ise Seyitgazi’deki tekkesinde veya yakınlardaki bir mağarada yaşayan tipik bir Kalenderi şeyhidir. Sultan Şucâeddîn adının birçok Alevi-Bektaşi nefesinde hürmetle yâd edildiğine bakarak onun bu zümre tarafından da önemli evliyadan sayıldığı tarihî bir gerçektir.
 
Timurtaş Paşa, Şucâeddin Velî’nin mürididir. Daha sonra da Timurtaş Paşa’nın oğlu “Mürvet Ali Paşa”, Şucâeddin Velî’nin müridi olur, 1517’de külliyeyi yaptırır. Mürvet Ali Paşa’nın türbesi Şucâeddin Velî Külliyesi’ndedir. Külliye başlıca iki bölümden oluşur: İlk bölümde avlu ile çevrili iki türbe (Şucâeddin ve Demirtaş Paşa), havuz ve cami bulunur. Avludaki mezarlıkta olan bir kapıdan Külliye’nin ikinci kısmını oluşturan imaret binasının önündeki meydana geçilir. İmaret dört kubbeli mekândan oluşur. Zaviyenin yakınında bulunması gereken derviş ve misafir odalarından günümüze bir yapı ulaşmamıştır. Külliye, Seyitgazi’ye 10. km uzaklıktadır.
 
 Ulaşım:Şeyh Sücaeddin-i Veli Külliyesi ve Türbesi, Seyitgazi İlçe Merkezine 7 km Arslanbeyli köyündedir.
 

Üryan Baba Türbesi

Selçuklu Hamamı (Seyitgazi)

Üryan Baba hakkında kaynaklarda hemen hemen hiçbir bilgi bulunmuyor. Ancak bu kimliğin bir Kalenderi dervişi olduğu açıktır. Ayrıca hem Melami, Haydari ve Cavlaki, hem de Kalenderi dinsel temellerinde varolan çıplaklık düşüncesinin böyle bir isimle daha soyut bir biçimde değerlendirilmesi, sözel söylemin çok daha reel boyutta güç ve anlam kazanmasıyla bağlantılı olduğunu da belirtmek gerek. Bu tekkenin de 15. yüzyıldan sonraki dönemde yapıldığı belirtilir.
 
Sultan Şucâ’nın müridleri “Üryan Şucâ’îler” diye tanınmakta olup Kalenderîler (Abdallar)’den oluşuyordu. Nitekim menkıbelerin çoğu, Kalenderîlerin o devirdeki merkez tekkesi olan Seyitgazi dolaylarında geçmektedir. Sultanönü Sancağı’nın Seyitgazi nahiyesinde bulunan Seyyid Battal Gazi Zaviyesi, bütün Selçuklu ve Osmanlı devirleri boyunca, mevcut Kalenderi zaviyelerinin en önemlilerinin başında gelmiştir. Bu önem yalnızca onun merkez zaviye olmasından değil, aynı zamanda 7 km kuzeydoğusunda bulunan Yazıdere köyündeki Üryan Baba ve 7 km batısında yer alan Sultan Şucâeddîn Zaviyeleri ile de çevrili bulunmasından doğmaktadır.
 
Bir Kalenderi şeyhi olan Üryan Baba için yaptırılan ve Bizans yapı sanatını andıran türbe, Şucaeddin Veli ve Seyyid Battal Gazi Külliyelerindeki mimari yapıyla büyük ölçüde benzeşmekte, dönemin özgün dinî mimarisini sergilemektedir. Bu türbeler Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli roller üstlenmiştir.
 
Bir meydan evinden ve bitişiğindeki Üryan Baba’nın türbesinden ibarettir. Diğer müştemilâtı bugün mevcut değildir. Halen zaviyeye bitişik türbede yatan kişinin Sultan Şuca’nın halifesi Ahmed Üryan Baba olması gerektiği kaydediliyor. Adının da gösterdiği üzere, yarı çıplak bir Kalenderî şeyhi olan Üryan Baba’nın türbe ve zâviyesine bakılırsa, devrinde oldukça önemli bir Kalenderi şahsiyet olduğu söylenebilir.

Ad Soyad :

E-Posta :

Telefon :

Konu

Mesaj